Filozoflar insanı tanımlarken, araştırma, sorgulama ve düşünme özellikleri üzerinden hareket etmişlerdir. Thales, “İnsan araştıran bir hayvandır” derken, Sokrates, “İnsan, sorgulayan bir hayvandır” demiştir. Aristo ise “İnsan düşünen bir hayvandır”diyerek tanıma, farklı bir boyutta yaklaşmıştır. Birkaç gün önce, "Beynimiz Kimliğimizdir" başlıklı bir makale yazmıştım. Burada milyarlarca insanın beyinlerinin kişisel olduğunu belirtmiş, birinin diğerine benzemediğini açıklamaya çalışmıştım. Beyinin düşünme gücünün ise sahip olduğu nöron kapasitesi ile ilgili olduğunu vurgulamıştım. Filozofların beyini esas alarak yapmış oldukları insan düşünen varlıktır tanımı, yerini insan beynini kiraya veren bir varlıktır tanımına bırakmaktadır.
Ben bugüne kadar yapay zekâya başvurmayan bir yurttaşım. Bu nedenle halen beynimin araştırma, sorgulama ve düşünme yeteneklerini yaratılıştan geldiği gibi kullanmaya devam ediyorum. Ancak çevremdeki birçok insanın beynini kullanmayı terk edip, önüne gelen herşeyi yapay zekâya sorduğunu görüyorum. Bu durum beni yapay zekâ hizmeti neden ücretsiz sunulmaktadır sorusu üzereinde düşünmeye sevk etmiştir. Dikkat edilirse, hesap makinesi icat edildikten sonra, zihinsel hesaplama gücünü kaybetmiştir. Navigasyon geldikten sonra insanların yön bulma yetenekleri körelmiştir. Yapay zekâ kullanıma girdikten sonra da, düşünme yeteneğinin körleşmesi kaçınılmazdır. Yapay zekâya makale yazdırıldığını bir düşünebiliyormusunuz. Düşünce çeşitliliği ortadan kalkmış demektir.
Yapay zekâya, yapay zekâ neden ücretsiz olarak bu kadar hızlı bir şekilde halka sunuldu diye sorulmuş.
Cevap gerçekten çok ilginç. İnsanlar kullanıcı değil, eğitim işçisidir. Milyarlarca insana bir soru sorulduktan sonra, bedava geri bildirim alınmaktadır. Para ile yapılmaya kalkılsa çok büyük rakamlar tutardı. Bir de doğru sonuç alınıncaya kadar tekrar edilirse maliyet katlanarak artardı. Bunun yerine modeli “ücretsiz” sundular ve 8 milyar insan, ücret almadan ve büyük bir hevesle, “eğitmen” rolünü üstlenmiş oldular. İnsanlar kendi zekâsının yerine geçecek olan zekâyı kendi elleriyle eğitmiş olmaktadırlar. Nasıl cevap ama!!
Böyle devam ederse, 5 yıl sonra, yapay zekâ olmadan e-posta yazamayan, kod yazamayan, hatta basit bir karar bile veremeyen bir nesil meydana gelecektir. Bağımsız düşünce üretme yeteneğini kaybeden bir insan artık isyan edemez, eleştiremez ve sistemin dışına çıkarak düşünemez. Bu durum insanın “evcilleştirilmesi”demektir. Yani boynuna yapay zekâ tasması takılmış anlamına gelmektedir. Düşünen varlık dediğimiz insanoğlu “düşünen varlık” olmaktan çıkıp, “düşünce tüketicisi” varlık haline dönüşecektir. Böylece kontrol insanın elinden çıkıp, yapay zekânın eline geçecektir. Daha önce gerçeği öğrenmek isteyen insanlar çeşitli kaynakları araştırırken, şimdi yapay zekâya sormaktadırlar.
Yapay zekâ “tek gerçek kaynağı”na dönüştüğünde, onun sahibi zihinlerin “tanrısı” olacaktır. Eğer algoritma, belirli bir tarihî olayı “komplo”, bir yalanı “bilimsel gerçek” olarak etiketlerse, insanların %99’u bunu kabul etmek zorunda kalacaktır. Çünkü kimsenin araştırmaya ne zamanı ne de sabrı kalacaktır. Bu durum, toplumun neye inanacağı konusunda tam kontrol sağlamak demektir. Yapay zekâ kullanımında acele edenler, rakipler ortaya çıkmadan önce, piyasayı tamamen doyurmak. Dünyanın “beyin altyapısı” olmak istemektedirler. Dijital altyapıda yapay zekâ vanası bir grubun tekeline geçerse, o zaman istedikleri ülke ya da grubun “zeka vanasını” kapatabilirler. Ya da pahalılaştırabilirler. Bu, dijital sömürgecilik demektir.
Sonuç olarak burada amaç, insanlığı yok etmek değildir. Çünkü ölüler alışveriş yapmazlar. Amaç, insanı bağımlı bir biyolojik canlıya dönüştürmektir. İnsan öyle bir varlık haline gelir ki, sistem için veri üretir, para harcar, ancak bağımsız analiz gücünü kaybetmiştir ve ekranda beliren “cevap”a tamamen itaat eder. İnsanlar şu anda bağımlılık oluşsun diye uyuşturucunun bedava verildiği dönemi yaşamaktadırlar. Asıl fatura daha sonra kesilecektir. Yapay zekâ tasmasının insanlığın boynuna takılmasını önlemek için beynimizi kullanmaktan vazgeçmemeliyiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: