Necdet Topçuoğlu
Emekli Müsteşar-
Sayıştay Uzmandenetçisi
Dünyanın hiçbir ülkesinde emekli ikramiyesi diye bir uygulama yoktur. İkramiye üretim yapan kuruluşlarda teşfik amaçlı olarak verilmektedir. Emekliler üretim yapan bir sosyal kesim değildir. Bu nedenle ikramiye adı altında ödeme yapılması emeklilik sistemine uygun değildir. Türkiye de son günlerde üzerinde en çok konuşulan konu emekli maaşları olmuştur. Siyasi partiler emeklilerin yoksulluğu üzerinden, siyaset yapmaktadırlar. Toplumda bilerek yoksullaştırılmış bir sosyal kesimin mağduriyeti üzerinden siyaset yapmak samimiyetsizliktir. Halen Meclis de bulunan 499 Milletvekili çift maaş almaktadır. Şov yapacaklarına, emeklilere yapılan haksızlık giderilinceye kadar, emekli maaşı almayı kabul etmesinler. Samimi eylem budur, yapın inanalım.
En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması için bir siyasi parti 14 gün boyunca Meclis Genel Kurul Salonunda nöbet tutmuştur. Ben bunun gerçekçi olmadığını, konuyu amacından saptırdığını, söz konusu siyasi partinin emekliler üzerinden siyaset devşirdiğini yazmıştım. Efendim senmisin bunu yazan, başta siyasi parti yandaşı olan emekli fanatiklerden tepkiler aldım. Ne oldu, sonuç alınabildimi, hayır. Zaten alınması için yapılmamıştı. Amaç televizyon ekranlarından görünmek, bir kısım emeklinin oyunu kendi lehlerine çevirebilmektir. Emekliye ne verilirse zaten iktidar verdi olarak algılanmaktadır. Şimdi bu iş bitti, önümüzde Ramazan Bayramı gelecek. Şimdiden emekli ikramiyesi üzerinden bir tartışma başlatılmıştır.
Herşeyden önce verilecek olan, emekli ikramiyesi değil, emekli harçlığıdır. Yani ağlayan çocuğu kandırmak için ağzına verilen yalancı emzik gibidir. Bazı anneler çocuğa verdikleri emziğe reçel sürerler. Bu kandırmaca çocuğun sağlığına da zarar vermektedir. Emekliye verilen yalancı emziğe sürülen reçel ise, üç yıl için verilen banka promosyonlarıdır. Emekliler ağlayan çocuklar gibi, reçelli ve reçelsiz yalancı emziğin peşinden koşmaktadırlar. Sadece bu değil, ücretsiz şehiriçi ulaşım imkânı da yalancı emziklerden birisidir. Emeklikerin yükünü Kanun zoruyla belediyelere bölüştürmektir.
Yapılmakta olan bu temelsiz ve hukuksuz uygulamalar, emeklilik bohçasına vurulmuş yamalardır. İşte bu nedenle emeklilik sistemi yamalı bohçaya çevrildi denilmektedir. Sistem öylesine dejenere edilmiştirki, artık yama tutmaz hale gelmiştir. Şimdi bu bohçayı atıp, yeni bohça almak zorunlu hale gelmiştir. İşte bu yeni bohça, "Emeklilik Reformu"dur. Siyasi partiler emekliye bir iyilik yapmak istiyorlarsa, yama peşinde koşmasınlar. Yeni bohçayı, yani emeklilik reformunu nasıl yapacaklarını anlatsınlar. Emekliye yapılacak bütün ödemeler, maaş bütünü içinde birleştirilerek yapılmalıdır. Bilmiyorlarsa yazdıklarımızı okuyup öğrensinler. Daha da ileri gideyim, ben hazırlayıp vereyim.
Emeklilik özü itibarıyla bir sosyal güvencedir. Sistem, aktif sigortalıların ödediği primlerin nemalandırılarak, pasif sigortalı olunan yıllarda emekli aylığı olarak geri ödenmesidir. Emekli maaşının devlet ile ilgisi yoktur, emekli maaşını kendisi ödemektedir. Adı üstünde bu sistem bir sandıktır. Hükümetler fondaki paraları başka yerlerde kullanıp, yerine koyamadıkları için sıkıntı çekmektedirler. Bu nedenle emeklilik kurumları özerk olmalıdırlar. Bakınız bankaların emeklilik fonları hiç sorun yaşamamaktadır. Çünkü profesyonelce yönetilmektedir. Hak sahiplerinin dışında kimsenin bu fonlardan faydalanması mümkün değildir. Halbuki SGK Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'ne dönmüştür.
5510 Sayılı Kanunla kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), içinde üç ayrı emekli kesimin bulunduğu sistemin genel adıdır. Bu kesimlerin sorunları da ayni değildir. En düşük emekli aylığı memur emeklilerini ilgilendirmemektedir. En düşük memur emeklisi aylığı zaten asgari ücret seviyesindedir. Tartışılan işçi emeklilerinin en düşük maaşlarıdır. Memurlar aktif sigortalı oldukları dönemde kesintilerini peşin olarak daha bordro aşamasında ödemektedirler. Ancak işçilerin sigorta primleri, işveren tarafından ödenmektedir. Bu ödemeler zamanında yapılmadığı için sistemde darboğaz yaşanmaktadır.
5510 Sayılı Kanun emeklilik sistemini çıkmaza sokmuştur. Muhalefet emeklinin desteğini kazanmak istiyorsa, iktidara geldiğinde bu Kanunu değiştirip, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ve BAĞ-KUR'u yeniden kuracağını açıklamalıdır. Kurumların birleştirilmesiyle en büyük mağduriyeti memur emeklileri yaşamaktadır. Emekli maaşlarını, ödedikleri primlere bakmaksızın, en düşük işçi emeklisi maaşına eşitleme çabası, hak hukuk katliamıdır. Bunu yapmak isteyenler emekli katilleridir. Ah bu emekliler erken ölseydi, sistemi ne güzel idare ederdik demek, Tanrının işine karışmak demektir. Şirktir, kul hakkına girmektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: