Necdet Topçuoğlu
Emekli Müsteşar-
Sayıştay Uzmandenetçisi
Büyük usta Yaşar Kemal Anadolu’da kurtlar çiftçiler için büyük bir beladır demektedir. Kurtlar, koyun veya keçi sürüsüne dalar, sadece bir tanesini alır götürür, ancak bütün sürüyü parçalar. Kurt dalmış sürüden artık hayır gelmez. Koyundan, keçiden başka geçimi olmayan Anadolu köylüsü, eğer sürüsüne böylesine kurt girmişse çöker, biter, açlıkla karşı karşıya kalır. Ben 14 yaşımdayken Ordu-Çambaşı-Hevrek obasında böyle bir olayı yaşadım.
Bu nedenle kurtlar gittikten sonra, sabah olduğunda sürü sahipleri gördükleri manzara karşısında donar kalırlar ve içleri kurtlara karşı kinle, öfkeyle dolar. O yıkım duygularını kimsenin yaşamasını istemem. Ben bu duyguları çocuk yaşta yaşadım. Saldırıdan sonra köylüler, kurttan öçlerini almak isterler. Atlarına binerler, köpeklerini, iplerini alırlar, kurt avına çıkarlar. Amaçları intikam için kurtları canlı yakalamaktır. Bu işin usulünü de iyi bilmektedirler ve sonuçta kurtları canlı yakalarlar.
Öç almak istedikleri kurda bir fiske bile vurmazlar. Kurdu hiç incitmezler. Sağlam bir telle ya da kirişle kurdun boğazına bir çıngırak takarlar. Kurdu okşayarak, sırtını sıvazlayarak sevecenlikle salıverirler. Boğazı çıngıraklı kurt köylülerden kurtulunca sevinerek, koşarak uzaklaşır.
Ancak çıngıraklı kurt hiçbir canlıya yaklaşamaz, çünkü çıngırak sesini duyan her hayvan önceden kaçar. Kurt ise boğazında çıngırak, bozkırlar boyunca, dağlar boyunca boşu boşuna koşar durur.
Sonunda kurt dağlarda ölmeden önce yavaş yavaş zayıflar, sonra zayıflıktan güçsüz düşer ve sonunda inleye, inleye ölür. Bu uygulama insanın aklına gelen işkencelerin en korkunçlarından birisidir. Kurt boynuna çıngırak takılırken, sırtını sıvazlayanların niyetini, ancak aç kalınca anlar. Fakat geç kalmış, iş işten geçmiş olur.
Kimse kimsenin sırtını boş yere sıvazlamaz. Sırtımızı sıvazlayanların niyetlerinin ne olduğunu anlamak için uyanık olmak zorundayız. Bizim emekliler de seçimden önce oy için sırtları sıvazlandıkça muhalefeti terörist, kendilerini vatan kurtaran kahraman sanmaktadırlar. Buna rağmen yanılmaktan bıkmamaktadırlar. 16 milyon emeklinin eşleriyle birlikte yaklaşık 20-25 milyon oyu var demektir. Böylebir oy gücü ile haklarını almaları mümkündür. Ancak biatçı gafiller bu gücü kullanmayı tercih etmemektedirler.
5 Ocak 2026 Pazartesi günü TÜİK Aralık ayı enflasyonunu açıklamıştır. Buna göre çalışan ve emeklilerin Ocak 2026 maaşları belli olmuştur. İşçi emeklilerine %12,19, memur emeklilerine ise %18,61 oranında artış sağlanmıştır. Hükümet açıklanmış olan oranın iki katını bile verse, yine de yeterli olması mümkün değildir. Yanlış politikalar nedeniyle ipin ucu kaçmış, dengeler bozulmuştur. Dengelerin yeniden kurulması çok zor görünmektedir.
İktidar tarafından açlığa mahkum edilen emekli ve emekçiler, yaşadıkları sefaleti sırtları sıvazlanırken haketmişlerdir. Zulüm, Erdoğan bu yılı emekliler yılı ilan ediyorum dediğinde tavan yapmıştır. Asıl üzücü olan, konuştuğum emeklilerin çoğu hiç ders almamış görünmektedirler. Hiç vermese ne yapacaksın demektedirler. Bu kafakar için yapacak birşey yoktur. Herkes hak ettiği hayatı yaşamak zorundadır.
TÜİK'in kayıt dışı istihdam verilerine baktığımızda, Haziran 2025 yılı verilerine göre %24'ü erkek olmak üzere, Türkiye'de 8 milyon 910 bin kişi sigortasız çalışmaktadır. Bu oran çalışanların %29'una karşılık gelmektedir. Bunların yaklaşık 5 milyon 200 bini Suriye'li, 700.000'i diğer ülkelerden gelen göçmemler ve 2 milyon 600 bini ise Türk vatandaşıdır. Geri kalanlar ise muhteliftir. SGK'ndan kaçırılan prim miktarının aylık 60 milyar TL, yıllık ise 720 milyar TL olduğu söylenmektedir.
Yani kaçak işçi sigorta primleri devlet kasasına girmiş olsa, devletin ek bir yük almadan emeklilere 25 Bin TL maaş ödemesi mümkündür. İşverenler sigorta primlerini ödemeyerek, sıfır faizli kredi kullanmış olmaktadırlar. Emekçinin ve emeklinin sırtından servetlerine servet katmaktadırlar. Bu uygulamaya göz yummak, sık sık prim borcu ertelemesi ve affı yapmak, bilerek ve isteyerek SGK'yı çökertmek demektir. Eğer bu sistem yaşatılacaksa bir an önce köklü bir reform yapılmalıdır. Vaktiyle Turgut Özal'ın düzeltmiş olduğu sistem, Demirel tarafından popülist politikalarla bozulmuştur.
Emekliler kimseye zararı olmayan kıdemli yurttaşlardır. Aldıkları maaşlar, çalışırken yıllarca ödedikleri primlerin karşılığıdır. Kimse emekliye cebinden para vermemektedir. Sistemin nasıl bozulduğunu ve nasıl düzeltilmesi gerrktiğini yukarıda anlattım. Kötü yönetimin faturasını emekliye kesmek büyük haksızlıktır. Aslında emekli yurttaşların cahil olduklarını sanmıyorum. Gaflet içinde olduklarını söylemek daha doğru olur diye düşünüyorum. Umarım gaflet uykusundan uyanırlar ve haklarını aramaya başlarlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: