Necdet Topçuoğlu
Emekli Müsteşar-
Sayıştay Uzmandenetçisi
Bir Ziraat Yüksek Mühendisi olarak, meslek ömrümün büyük bir kısmı, tarım ve hayvancılığı öğrenmekle geçmiştir. Bu yaşımda bile halen öğrenmeye çalışıyorum. Mesleğimin ilk yıllarında tarımın ve tarımla uğraşanların küçümsendiğini, hor görüldüğünü anlıyordum. Bu duruma üzülmüyordum ama, bir gün bu ülkenin insanları aç kalacaklar diye kaygılanıyordum. Maalesef ömrümün sonuna yakın, o günlere geldiğimizi düşünüyorum. Çünkü Tarım Sektörü, sütü bardakta, eti köfte olarak tabakta, buğdayı ekmek olarak sofrada gören liyakatsız kişiler tarafından yönetilmektedir.
Tarımla uğraşanları küçümseyen, tarım ve hayvancılığı hor gören zihniyet, bir dönemin Uruguay Cumhurbaşkanı Jose Mujika'yı da küçümsüyordu. Ben onu halkına, "üç inek bakın" sözlerinden hatırlıyorum. Kendisi Cunta dönemlerinde 14 sene hapis yatmış, altı defa vurulmuş, iki defa hapisten kaçmıştır. Mujica Cumhurbaşkanlığı sarayında oturmuyordu. Kendisine ait evi bile yoktu, eşine ait köy evinde oturuyordu. Suyu kuyudan çekiyor, maaşının yüzde 90’ını yoksullara bağışlıyordu. Makam uçağı kullanmıyordu. Eski model tosba dediğimiz bir Wolswagene biniyordu. Şoförü, koruması, banka hesabı, kredi kartı yoktu.
İşte bu ilginç Cumhurbaşkanı emekli olunca, gezmek için Türkiye'ye gelmişti. Kendisini takip eden basın mensupları onu, saraysız başkan, dünyanın en yoksul Cumhurbaşkanı, çağdsş Robin Hood, vosvoslu başkan gibi sözlerle değerlendirmişlerdir. Kimse onun neden Cumhurbaşkanı seçildiğini merak bile etmemiştir. Cumhurbaşkanı seçilmeden önce “Tarım Ve Hayvancılık Bakanı”ydı! Akılcı politikalarıyla, beş sene gibi kısa bir sürede, Uruguay topraklarının yüzde 90’ını tarım yapılabilir hale getirmişti. Ülkesini buğday, pirinç, mısır, arpa, yulaf ambarı haline getirmişti. Canlı hayvan varlığını toplam 45 milyona çıkarmıştı. Bu sayı ülkesindeki insan nüfusunun 13 katına yakındı. Süt ürünleri sektörünü, beş kat büyütmüştü.
İzlemiş olduğu doğru su ürünleri politikasıyla balıkçılık üretimini üç katına çıkarmıştı. Tarım ve hayvancılık sayesinde, işsizliği azaltmış, kişi başına düşen geliri artırmış, maaşları yükseltmiş, köyden kente göçü durdurmuştu. Jose Mujika'nın bu başarısı Uruguay halkının büyük taktirini kazanmıştır. Onun Cumhurbaşkanı seçilmesinin sebebi, tarım ve hayvancılıkta göstermiş olduğu büyük başarıdır. Uruguay için dünyada " küçük ülke, büyük bonfile" denilmektedir. Türkiye 2010 yılından beri bu küçük ülkeden canlı hayvan ve et ithal etmektedir. Yıllar boyu benim en büyük üzüntüm bu olmuştur. Politika, "üç çocuk yapın değil, üç inek bakın" olunca bu başarıyı yakalamak mümkündür.
Türkiye bir dönem kendi kendine yeterli ülkelerden birisiydi. Gıda egemeliğine sahipti. Hatta AK Parti iktidara geldiğinde et sıkıntısı söz konusu değildi. Hükümetin Avrupa Birliğine girme hevesi uğruna, sıfır gümrükle canlı hayvan ve et ithalatına izin vermesi, Türk çiftçisinin çökmesine sebep olmuştur. Yıllar ilerledikçe palazlanan ithalat lobisi, Et Ve Süt Kurumu'nu bile ele geçirmiştir. Tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye de etin kilsunun 1000 TL. olması oldukça düşündürücüdür. Tarımdan vaz geçen çiftçiyi tarıma döndürmek oldukça zordur. İzlenen yanlış tarım politikaları sebebiyle Türkiye gıda egemenliğini kaybetmiş, ithalata mahkum bir ülke durumuna düşmüştür.
Uruguay gibi 3,5 milyon nüfuslu küçük bir ülkenin Cumhurbaşkanı halkına "üç inek besleyin" tavsiyesi yaparken, bizim Cumhurbaşkanımız "üç çocuk" yapın tavsiyesinde bulunmuştur. Üç çocuk yapmak marifet değildir. Ancak üç inek beslemek maharettir. Ukrayna-Rusya savaşı çıkıncaya kadar Türk halkı ayçiçek yağı ve buğdayda dışa bağımlı olduğunun farkında bile değildi. Benim yazmam veya doğru politikaları söylemem yıllarca kimsenin umurunda bile olmamıştır. Damızlığını kasaba, tohumluluğunu değirmene veren bu millet, etsiz ve ekmeksiz kalmaya revadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: