Rahmetli babam AKP seçmeniydi. Bana da babalık hakkını kullanarak, etki yapmaya çalışırdı. Ben de kırmamak için oy gizlidir der geçerdim.
Bir gün sohbet ederken, sen Almanya'ya gitmeden önce CHP'ye oy veriyordun, sonra Erbakancı oldun, şimdi de Erdoğancısın, bunun sebebi nedir diye sordum.
Rahmetli sertti, sana ne diye terslemişti. Tepkisinde haklıydı ama benim amacım tercihine karışmak değil, sosyolojik değişimin sebebini öğrenmekti.
Biraz gönlünü alınca, sebebini açıklamıştı. Babam gençliğinde koyun çobanıydı. Yaylaclık yapardık. Çobanın belinde kını içinde mutlaka bıçak bulunurdu. Bu bir aksesuar değil ihtiyaçtır.
Koyun güderken bıçakla müdahale edilecek bir sürü vaka olabilir. Bu nedenle çobanlıkta bıçak sünnettir diye inanılmaktadır.
Babam birgün televizyon izlerken, Tayyip Erdoğan'ı belindeki çakı bıçağını çıkartarak bir ipi kestiğini görmüş. Bu durum onda şok etkisi yaratmış. Demiş ki, bu Erdoğan bizden birisi, bak bıçak taşıyor, sünnete uyuyor demiş.
Erdoğan sempatisinin böyle başladığını anlatmıştı. Ne kadar basit değilmi? Demekki her insan kedisine benzeyeni tercih etmektedir. Bu eğilim sosyolojik bir tavırdır.
Söz konusu sosyolojik davranışı babamın görüşünden bağımsız olarak, geçmişte yaşanmış bir örnekle açıklamaya çalışalım.
Bir ülkede halk hükümdara karşı ayaklanmış. Ülkede ne adalet, ne düzen kalmamıştır. Halk haklı olduğunu düşünmektedir.
Hükümdar ayaklanan halkı meydandaki büyük bir havuzun etrafında toplamış ve bir konuşma yapmıştır. Konuşma aynen şöyledir.
"Eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz.
- Böyle isyan etmenize hiç gerek yoktur.
- Şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım üzerini de kapattıracağım.
- Sizden tek isteğim, bu havuzu süt ile doldurmanızdır.
- Herkes gece yarısından sonra bu havuza tek başına bir kova süt dökecektir.
- Kimse kimseyi görmeyecek. Güneş doğarken hepiniz burada toplanın.
- Havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim."
Ertesi gün sabah olur herkes sevinçle havuzun başına toplanır. Öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır. Hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.
Bir de ne görsünler ?
Havuz dolmuştur. Ama sütten çok su doludur.
Çünkü, herkes aynı şeyi düşünmüştür.
- Onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim farkedecek?
Hükümdar konuşur :
"Gördünüz mü ?
- Siz ne iseniz, ben de oyum.
- Siz düzenbaz olduğunuz için, içinizden kimi seçerseniz seçin, sonuç hiçbir zaman değişmeyecektir.
- O yüzden ben tahtımda kalıyorum.
- Siz de layık olduğunuz sistemin içinde kalmaya devam edeceksiniz.
- Kimsenin birbirini eleştirmeye hakkı yoktur. Hepimiz az ya da çok birbirimize benziyoruz." Demiştir.
Bir toplumda seçmenlerin sosyolojik yapısı neyse, seçilenlerin özellikleride aynısıdır. Isırgan tarlasında lâle bitmez.
Sadece olumsuz örnekten hareket etmek yanlış olur. Bunun tersi de doğrudur. Lâle bahçesinden ısırgan çıkmaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: