NARAYAMA TÜRKÜSÜ VE EMEKLİLER DRAMI
Necdet Topçuoğlu Emekli Müsteşar- Sayıştay Uzmandenetçisi Tarihi kayıtlardan öğrenildiğine göre, Japonya'da uzun süren bir kıtlık dönemi yaşanır. Bu kıtlık dönemi öyle uzun süreli ve zor bir dönem olmuştur ki, herkes birbirinin yediği lokmaları bile saymak durumunda kalmıştır. Her köy ve şehir kendine göre kıtlıkla mücadele etme yöntemleri geliştirmiştir. Yasa yerine geçecek kararlar alınmak zorunda kalındığı söylenmektedir. Narayama Dağı’ndaki Obasuta Köyü'nde yaşayanlar da; üretme gücü kalmayan yaşlıların, gençlerin besinlerine ortak olmasını önledikleri takdirde gençlerin hayatta kalmalarını sağlayacaklarını düşünmüşlerdir. Buna göre, 70 yaşına gelen yaşlı kadın ve erkekleri Narayama Dağı’nın tepesinde ölüme terketmeye karar vermişlerdir. Bu olay 'Narayama Dramı' olarak hafızalara kazınmıştır. Narayama Türküsü’ne konu olan hikayenin kahramanı Orin Ana'dır. Orin Ana 69 yaşına gelmiştir. Dağda ölüme terkedilmesine kısa bir süre kalmıştır. Orin Ana sağlıklı, üretken, anlayışlı bir kadındır. Yaşıtlarına kıyasla daha dinç ve hayata daha bağlı, hatta dişleri bile hâlâ sağlamdır. Torunu Kesakichi, çok yemek yediğini ima ederek büyükannenin sağlam dişleriyle ilgili sürekli laf dokundurmaktadır. Orin Ana ön dişlerini taşa vurarak kırıp, gözünün gençlerin yiyeceklerinde olmadığını torununa gösterecek kadar cesur bir kadındır. Bu töreye bazı yaşlılar karşı çıkar, bazı yaşlılar homurdanır, söylenir ama yine de Narayama Dağı’nda ölüme terk edilmekten kurtulamazlar. Ancak Orin Ana zorluk çıkarmadan dağda ölüme terkedilmeye razı olur. Analık duygusuyla ölüme terkedilmeden önce çocuklarının eksiklerini tamamlayıp gözü arkada kalmadan ölüme terkedilmeye hazırlık yapmıştır. Dul kalmış büyük oğlunu yeniden evlendirmek, hiç yıkanmadığı için koktuğundan kimsenin evlenmek istemediği küçük oğluna burnu koku almayan bir eş bulma çabasındadır. Bu planlarını geçekleştirir. Artık Narayama Dağı’nda ölüme huzur içerisinde gitmeye hazırdır. Orin Ana’nın günü tamam olunca büyük oğlu Tatsuhei annesi Orin’i sırtına alarak uzun bir yürüyüşün sonunda Narayama Dağı’na götürür. Narayama Dağı’nın doruğu ürkütücüdür. Etraf sayısız insan iskeleti ile doludur, her kayanın tepesinde leş yiyen yırtıcı kuşlar tünemiştir. Oğul Tatsuhei annesi Orin’i orada bırakıp, kural gereği arkasına bakmadan elem içinde geri dönerken birden kar yağmaya başlar. Oğul Tatsuhei annesinin uzun yaşamayacağına inanarak, şanslı olduğunu düşünür. Tarihte kıtlık sebebiyle yaşanmış olan Narayama dramı bana, Türkiye'nin içine düştüğü ekonomik darboğazı düşündürmüştür. Hayat zorlaşıp, imkânlar azaldıkça özellikle yaşlılar ve emekliler göze batmaya başlamaktadırlar. SGK Başkanı olacak zat, emeklilerin ölmeyip, uzun yaşamalarndan şikâyetçidir. Emekliler ölmedikleri için, emekli maaşlarına zam yapamıyoruz demiştir. Halbuki sorun kötü yönetimden kaynaklanmaktadır. Kaynak sorunu ortaya çıkınca, üretmeden tüketen emekli nüfus kolaylıkla gözden çıkarılmaktadır. Yaşlıların ve emeklilerin oy kullanma haklarından başka bir güçleri yoktur. Sadece bu nedenle seçim yaklaşınca iktidar tarafından sırtları sıvazlanmaktadır. Tüm emekliler bilmelidir ki, kimse kimsenin sırtını boş yere sıvazlamaz. Sırtınızı sıvazlayanların niyetlerinin ne olduğunu anlamak için uyanık olmak zorundasınız. Bizim emekliler de seçimden önce oy için sırtları sıvazlandıkça muhalefeti terörist, kendilerini vatan kurtaran kahraman sanmaktadırlar. Seçimden sonra gerçeği anladıklarında ise zaten iş işten geçmiş olmaktadır. Bire bir aynı olmasa bile Ankara'nın Ulus semtindeki virane otellerde barınmaya çalışan emeklilerimizin drumları, bana yukarıda anlatmaya çalıştığım "Narayama Dramı"nı hatırlatmıştır. Emeklilerimizin, Narayama Dağının Orin Anası'ndan pek farkı kalmamıştır. Ekonomik sorunlar derinleştikçe öncelikle emeklilerin sofralarındaki ekmek sürekli küçülmektedir. Türkiye'nin kaynaklarını 'Ensar', 'muhacir' saçmalıkları ile mültecilere peşkeş çeken Siyasal İslamcılar, emeklileri açlığa terk etmişlerdir. Bir gün gelecek tarih Türkiye'deki emeklilik dramını kıtlığa örnek olarak yazacaktır. Hatta bu dramlar filmlere ve romanlara konu olacaktır. Narayama Türküsü adı verilen bu sert ve acımasız töre, yüzyıllarca hikaye şeklinde kulaktan kulağa aktarıldıktan sonra, 1956 yılında Japon yazar Shichiro Fukazawa tarafından 'Narayama Bushiko' adıyla romana konu edilmiştir. Daha sonra roman, 1958 ve 1983 yıllarında iki ayrı filme konu olmuştur. Romanı okuduğunuz ve filmi seyrettiğiniz zaman duygu seline kapılmamak mümkün değildir. Filmdeki Orin Ana'nın dişlerini kırması ve büyük oğlu tarafından Narayama Dağı'nın tepesine bırakılırken ayrılık sahneleri gözyaşlarının sel olduğu bölümlerdir.
Yayınlanma :
02.01.2026 00:11
Güncelleme
: 02.01.2026 00:27
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: