Hesap yapmadan, kendinizi koruma düşüncesinde olmadan rahat davranabildiğiniz kaç kişiye sahipsiniz?
Öyle bir zamandayız ki fedakârlık yapsanız, alttan alsanız, tevazu gösterseniz bile bunu anlayabilecek çok az sayıda insan var.
Hiç hesap yapmadan, tüm samimiyetinizle; kendinizi düşünmeden, yalnızca muhatabınızı düşünerek hareket ettiğinizde bu durumu suiistimal etmeyecek kaç kişi var çevrenizde?
Çok mu az?
En yakınlarınız bile sizi düşünmediği için kontrollü davranmak zorunda mı kalıyorsunuz?
Bu durum sizi üzmüyor mu?
Kendinizi kollamaya çalışmaktan, mağdur edilmemek için konuşmak zorunda kalmaktan yorulduğunuz zamanlar çoğalıyor mu?
Arkadaşlıkta, dostlukta, aile içinde, iş yerinde ve komşularınızla iletişim kurarken insanların sürekli kendini kollaması, ince hesaplar yapması, kendi çıkar ve menfaatlerini önceliklendirmesi ve her zaman sizin alttan almanız gerekmesi yorucu değil mi?
İlişkilerde önemli ve öncelikli olan, herkesin öncelikle muhatabının mağdur olmayacağı seçeneği gözetmesiyken; bencillik ve menfaatperestlik insanları doğrulardan uzaklaştırıyor.
Bencillik ve menfaatperestliğin yayılma hızı arttıkça, iyi niyetli insanların mağduriyeti de artıyor. İyi niyetler ve fedakârlıklar anlaşılmıyor.
İşin acı yanı ise en bencil, en anlayışsız ve menfaatlerini önceleyen kişiler bu tür bir yazıyı okuduğunda, “Doğru vallahi, ben de bencil kişilerden bıktım.” der ve kendi bencilliğini hiç sorgulamaz.
Peki, ne yapılabilir?
Herkes, tüm ilişkilerinde yaptığı bencilce hataları sorgulayabilir; kendini düzeltmek için sistematik bir çaba içine girebilir.
Hesap yapmadan, kendimizi kollamak zorunda kalmadan, gönül rahatlığıyla iyilik yapabileceğimiz bir ortam için; kendini sürekli sorgulayan ve düzeltme çabası içinde olan insanlara daha çok ihtiyacımız var.
Hz. İsa’nın İncil’de vurguladığı gibi, başkalarının hataları kişiyi erdemli ya da “aziz” kılmaz.
Başkalarını değil, kendimizi düzeltmek zorundayız.
Doç.Dr. Levent VURGUN
Yorumlar
Kalan Karakter: