“Sevdiğiniz kişiyle ne yapmak değerlidir?”
Gerçekten seviyorsanız, sevdiğinizle bakışmak, gülüşmek, birlikte yol yürümek, beraber yorulmak değerlidir. Birlikte üzülmek değerlidir, umutla beklemek değerlidir; birlikte çay içmek, denize bakmak, ağacı seyretmek değerlidir. Sevdiğinizin yolunu gözlemek, anlatacaklarınızı anlatmak için sohbet biriktirmek değerlidir. Sevdiğinizi söylediğiniz kişi, yaptıklarıyla değil, varlığıyla değerlidir.
Sevdiğinizin gölgesinde dinlenmek, bakışında ısınmak, sesinde umutlanmak, hüznüyle hüzünlenmek değerlidir. Umut olmak, yükünü paylaşmak değerlidir. Gerçekten seviyorsanız; yanında, yakınında olmak; görmek, sesini duymak, kokusunu hissetmek değerlidir.
Gerçekten seven bir insan, sevdiğinin neşesi, umudu, sırdaşı, arkadaşı, yoldaşı, merak edeni, yükünü hafifleteni ve sohbet için bekleyeni olabilmelidir.
Bir insanın sadece “varlığı” bir değer olabilir mi?
Her şeyden önce sevdiğini söylediğin kişinin “varlığı” bir değer olmalıdır. Katkıları sonucunda elde edilen faydalardan dolayı duyulan sevgi, var olma değerinin önüne geçmemelidir. Ancak ne yazık ki birçok ilişki “alışveriş” mantığıyla değerlendirilir. İnsanlar aldıkları maddi menfaat oranında kendilerini değerli ve önemli hissettikleri için, varlığınız değerli ya da değersiz hâle gelebilmektedir.
Karşılık beklemeden varlığın değerli olması çok az ilişkide görülebilir. Annelerin evlatlarına duyduğu sevgi bu duruma örnek gösterilebilir. Evlatlar hiçbir şey yapmasa da anneler için evlatlarının varlığı başlı başına bir değerdir. Bu durum, Yaratan’ın hormonlar aracılığıyla insanoğluna sunduğu bir armağandır. Tercihten ziyade biyolojik bir gerçekliktir.
Çok büyük bir aşkla birbirine bağlı olan bazı istisnai evliliklerde de kişilerin varlıkları bir değer olarak algılanabilir. Ancak çoğunlukla “alışveriş” mantığı hâkim olduğu için, eşlerin her biri karşı tarafa yaptığı katkı oranında kıymetli görülür. Kişilerin varlığının değerli olmaması sonucunda da boşanmalar kaçınılmaz hâle gelir. Bu oran Türkiye’de yaklaşık %30 iken, Avrupa’da %50 civarındadır.
Bir dönem büyük bir aşkla birbirine iltifatlar düzenleyen insanlar neden çok çabuk birbirlerinden vazgeçerler?
Herkesin kendini haklı çıkaracak gerekçeleri vardır. İnsanlar kendi hatalarını pamuklara sararken, muhatabınınkini en iyi ihtimalle on, yüz, hatta binle çarpmayı ihmal etmezler.
Ayrılıkların, bence, en önemli sebeplerinden biri vefasızlıktır. Vefa; yapılan iyilikleri ve güzellikleri unutmamak, hataları ise büyütmemektir. Sınavlarda dört yanlış bir doğruyu götürürken, birçok evlilikte binlerce doğru tek bir yanlışla silinebilmektedir. Çünkü eşinin varlığı bir değer olarak görülmediğinde, yokluğu üzerine çok hızlı kararlar alınabilmektedir.
Madde asrında yaşıyoruz. Her şeyin değeri, sağladığı faydayla ölçülüyor. Kıymetli olmanız için insanlara saygılı ve hoşgörülü davranmanız yeterli olmuyor. Sizden, yakınlığınız ölçüsünde iltifat, onaylanma, maddi katkı, hediye… bekleniyor. Üstelik bu beklenti bir, on ya da yüz kereyle sınırlı değil; süreklilik arz etmesi çok önemli.
İnsanın kendini sürekli ispat etmek zorunda kalması oldukça yıpratıcıdır. Sürekli terazide tartılıyor olma hissi, ilişkileri ve duyguları aşındırmaktadır.
Değerli olabilmek için hiçbir günü unutmamanız beklenir:
- Doğum günü
- Evlilik yıldönümü
- Tanışma günü
- Sevgililer Günü
- Kadınlar Günü
- Yeni yıl
- Anneler Günü
- Babalar Günü
- Doktorlar Günü
- Hemşireler Günü
- Öğretmenler Günü
- …
Ancak özel günleri hatırlamak da yetmez; değerli hediyelerle karşı tarafı şaşırtmanız gerekir.
Varlığınızın değerli olmaya devam edebilmesi için yalnızca muhatabınızın özel günlerini bilmeniz de yeterli değildir. Onun değer verdiği kişilerin özel günlerini de ezbere bilmeniz ve onlara önemli hediyeler sunmanız beklenir. Maddi gücünüz değerli hediyelere yetmezse bunun da bir çıkış yolu vardır; üzülmeyin. Mahcubiyetinizi ifade etmeniz bazen yeterli olabilir.
Varlığının kıymeti zamanında bilinmeyen bir çok değerli insan, yokluklarında çok kıymete binerler; ancak bunun da hiç kimseye faydası olmaz.
“Değerden anlamak için değerli olmak gerekir, banane” demek de insanı tatmin etmez. Çünkü hepimiz değer görmek, önemsenmek ve sevilmek isteriz. Ancak bu kadar çok karşılık beklendiğinde, görülen değerin de anlamı kalmamaktadır…
Doç.Dr. Levent VURGUN
Yorumlar
Kalan Karakter: