1) Diyanet, Türkiye'nin üçüncü veya dördüncü büyük teşkilatıdır. Radyo-TV, kitap yayıncılığı, hac organizasyonu alanlarında güzel işler yapmasına rağmen imamlar üzerinde etkisiz kaldığı düşüncesindeyim. Yanılabilirim. İmamlar yeterli denetimden uzak. Donanımsız imamlar dikkat çekiyor. Çok değerlileri yanında kendini protokole kaptırmış, gayret-i diniyesi körelmiş müftülerimizin varlığını da zikretmeliyim.
2) İmamların cemaatle yakınlığı yok. Ezanı otomatik hoparlöre, temizliği belediyeye, cami bakımını derneğe bırakan imamlar camiye ezan okunurken geliyor, cemaatle çıkıyor. Eksikleri görmüyor, görse de ilgilenmiyor. Sanki caminin âmiri değil, "Namaz memuru".
3) Camilerin tabure konusu maalesef sorun olmaya devam ediyor. Görüntü kirliliği ve kargaşa var. Yaşlanan cemaati düşünmek zorundayız. Ciddi kafa yorarak ve mimarlardan profesyonel destek alarak bu konuya estetik bir çözüm bulmalıyız. Bu konuda bazı tekliflerim olabilir. Suudi Arabistan bu konuda güzel adımlar atmış, geçen ay gittiğim umrede gördüm. İslam ülkelerini gezerek uygun çözümler bulmak zor olmasa gerek.
4) Namaza dururken arkasına, cemaate bakan, küçük uyarılar yapan imam neredeyse kalmadı. Saflar evlere şenlik. "Zaten cemaat az, karışarak daha da azaltmayalım" diye düşünüyorlar belki. Yanlış! Azalan cemaatten önce onlar sorumlu.
5) Camilerin fiziki güzellik ve yeterliliği çok iyi ama günlük ihtiyaçlara cevap verecek aparatlar noksan ve bakımsız Çoğu caminin uygun yerinde ayna yok, ayakkabı çekeceği yok ya da kırık dökük. (Koca Ulu cami de buna dahil.) "Bu imamın işi mi?" diyeceksiniz de, peki kimin işi? Oranın tek amiri ise ya yapacak ya da yaptıracak! İyi maaş aldığını unutmayacak.
6) Namazdan sonra cemaatin yüzüne bakan, onlarla hasbıhal eden imam az. Evleri dolaşan, hacca umreye gidenleri ziyaret eden, çocuklarıyla, hastasıyla ilgilenen imam sayısı da çok az.
7) Bazı imamların kıraati maalesef kırık. Fatiha'yı okurken "mağdubi"yi "makdubi" diye okuyanlar bile var.
8 ) Özellikle hafız imamlar, kısa sureleri sanki önemsiz sayıyor. Teravihte bile okumuyorlar. Tamam, kendini göstermesi lazım; hiç değilse 20 rekatın on rekatını kısa surelerle kıldırsınlar. Böylece cemaat hem teravihte kaçıncı rekatı kıldığını anlar, namazdan kopmaz hem de kendi ezberini kontrol eder. Hiç duymadığı ayetler karşısında namaz kılanların kendini yabancı hissetmesi, kaçıncı rekatta olduğunu bilmeden robot gibi yatıp kalkması vebaldir! İnsan psikolojisiyle doğrudan ilgili önemli bir ayrıntıdır bu. Muhterem hocalarımızın ve değerli müftülerimizin bu konuyu dikkate almasını bekleriz.
9) Bazı imamlar ısrarla sarık takmıyor. Sıkılıyorlar belki. Oradan geçerken camiye uğramış biri gibi namaz kıldırmak hoş değil bence. (Bazı hassas imamlarımız da "misafir sarığı" bile bulunduruyor.)
10) Özellikle kadrolu müezzini olmayan camilerde imamlar, uygun bir-iki kişiyi birkaç saatlik eğitimle müezzin olarak yetiştirebilir pekalâ. Bu şekilde, hiç ehil olmayan kişilerin müezzinlik yapması gerekmez. Acemi müezzinler namazın huşuunu bozabiliyor. Çoğu da tesbih duasını "Veme erselneke rahmeten lilâlemin" diye bitiriyor ki (affedersiniz) münasebetsiz bir dua oluyor. Eller duaya açılırken son cümlenin dua cümlesi olması gerekir. "Biz seni peygamber olarak gönderdik" diye dua cümlesi olmaz. Dua inceliğine uymaz.
11) Bazı camilerde ses sistemi iyi çalışmıyor. Bunları iyileştirmenin yolu bulunmalı. Küçük mabetlerde cami içi ses sistemi gereksiz fantezi. Ayrıca, ısıtamıyoruz diye bazı camiler bodrum katı kullanıyor ya da cami bölünüyor. Bunların da denetlenmesinde yarar var.
Yazdıklarımı daha da uzatmak mümkün, davet olursa yazdıklarımı genişleterek yüz yüze de anlatabilirim. Övünmek için değil, kendimi ifade adına hatırlatıyorum; sekiz yıl İTÜ'de (İstanbul Teknik Üniversitesi) ders verdim, imam diplomam yanında öğretmen diplomam ve 52 ülkede gözlemlerim, yayınlanmış 32 kitabım var. Maksadım şahıs veya kurumların ayıplarını ortaya dökmek değil, sistemi ve büyük paralar harcayarak oluşturulan mabetlerimizi daha faydalı hale getirmektir. Samimiyetsizlikten Allah'a sığınırım. (Haddi aşıp incittimse, özür diliyorum, düzeltmeye hazırım.)
Tüm hocalarıma saygı ve muhabbetle...
HÜSEYİN GÖKÇE
Yorumlar
Kalan Karakter: