çok şükür ediyorum tekrar mukaddes topraklarla buluştuğum için. Hissiyatımı anlatmam zor. Güzel gelişmeler yanında üzüntü veren yozlaşmalar da var.
Bu geziyi yorumlamamı bekleyen dostları biliyorum. İstemeden de olsa kıskançlığına yenilen bir-iki dostun dışında oralarla ilgili paylaşımlarım çok beğeniliyor. O yüzden yazıyorum işte:
1) Umre ve Hac gerçekten insanın hayatına etkileyecek kadar önemli olabiliyor. Ancak ruhen hazırlıklı değilseniz etkilenme beklemeyin. Geçici duygulanmalar dışında yorucu bir gezidir yaşadıklarınız. Sihirli değnek yok oralarda da. kendimizi aldatmayalım. Ruhen hazırsanız, mütevazı odacığınızda da düşündüğünüz o zirveyi yakalarsınız.
2) Mukaddes yolculuğa mutlaka iyi bir ekiple çıkın. Hazırlıklı, size katkı ve destek sağlayacak dostlarınız yoksa asla kendi başınıza hacı adayı ve umreci olmayın!
3) Gerek Diyanet gerekse özel tur şirketleri işi gerektiği kadar ciddi tutmuyor, sorumluluk aldığı kişileri eğitmiyor. Rehber veya hoca diye götürülen görevlilerin büyük çoğunluğu Arapça bilmiyor, pedagojik ve liderlik ruhundan uzakta. Hatta bilgileri noksan veya yanlış. En önemlisi gayret-i diniyeden yoksun, donuk tipler. Kılık kıyafetleri mahalle bakkalından farksız. (İstisnalar var elbet. Bizim grupta da güzel örnekler yaşadım.) Dini rehberlerin mutlaka ciddi bir denetimden geçmesi ve belgelendirilmeleri şart! Arapça bilmeyen rehberler, sadece Arapça konuşabilen yerel görevlilerle iletişim kuramadıkları için tuhaf durumlar ortaya çıkabiliyor.
4) Araplar, her geçen yıl kendilerini ve çevresel yatırımlarını geliştirmiş. Elinizde tuttuğunuz çöpü siz işaret etmeden almaya gelen, oturduğunuz yere zemzem ve iftar yemeği taşıyan görevliler var. Az şey değil bunlar. Ulaşım, su, yerine göre yemek ve yardımcı aparat gibi hizmetler bedava. Temizlik süper. Ancak merkezden uzaklaşınca kalite hızla düşüyor, "Pis Araplar" kendini belli ediyor.
5) Kutsal mekanlarda yapılaşma vahşi boyutlarda maalesef. Yüksek binalar, tarihi ve güzel eserleri gölgeliyor. Kâbe'de Kâbe'yi, Medine'de Harem'de Peygamberimizin makamını bulmak, sormadan bulmak çok zor! Etraf o kadar yüksek binalarla dolu ki başınız dönüyor. Genişleme o boyutta ki merkez küçücük kalmış, bulamıyorsunuz. Üstelik dengeli ve simetrik bir genişleme de değil. Bir ucu Hanya'da bir ucu Konya'da. Neden mi? Birbiriyle iyi geçinemeyen kraliyet aileleri birbirine çelme takıyor ve verilmesi gereken arazileri vermiyor.
Elbette yazacak daha çok şey var ama uzattıkça konu daha karışık hale gelecek, başka yönlere sapacak. Mesela, buralardaki Osmanlı eserleri niçin bakımsız? Hem Arapların hem bizim ayıbımız bu. "Öndekiler kendi menfaatlerinin pazarlığını yaparken tarihi konuşup kazancını riske etmiyor" desem birilerinin ayağına basmış olacağımı biliyorum. O yüzden kısa kesmek gerekiyor.
Rabbim, hepimizi Allah yolunun samimi takipçileri kılsın, ibadetlerimizi ve iyi niyetlerimizi boşa çıkarmasın. (Amin)
> Hüseyin GÖKÇE
Yorumlar
Kalan Karakter: