Afet Ergü
İnsan, bir başkasının gözlerinde değerli olduğunu sandığında büyür.
Hele bu değer sözlerle, özenle beslenmişse, bunun karakterden geldiğine inanır. Oysa bazen değer, karakterden değil konfordan doğar.
İlişkilerin başındaki ilgi ve incelik çoğu zaman derinliği değil, rahatlığı yansıtır. Her şey yolundayken nazik olmak kolaydır. Asıl mesele, işler zorlaştığında kim kalabildiğidir.
Sorular başladığında, tutarsızlıklar görünür olduğunda, sınırlar çizildiğinde romantik sis dağılır, karakter ortaya çıkar.
Çünkü herkes sevilmeyi kaldırabilir ama herkes hesap vermeyi kaldıramaz.
Dün “özel” olan kişi, bugün “zor” olur.
Dün “ince ruhlu” denilen, bugün “fazla” ilan edilir. Aslında değişen kişi değil, ona tahammül edebilme kapasitesidir.
En büyük kırılma şudur: “Ben aynı insanken nasıl değersiz oldum?”
Belki de değer verilen sen değil, senin yanında hissettirdiğin duyguydu. O duygu bitince sana yüklenen anlam da bitti.
Bu, sevilmemekten daha ağırdır. Çünkü burada sevgi değil, adalet duygusu yaralanır. Susarken makbul olan insan, konuşunca suçlu olur.
Gerçek karakter, sevgi varken değil; itiraz geldiğinde belli olur.
Kırıldığında da saygılı kalabilmek erdemdir. Omurga tam burada görünür.
Bazı insanların “iyi hali” karakter değil, şartlar uygunken sergilediği uyumdur. Şartlar değişince nezaket de çekilir, vefa da.
Ama bir gerçek değişmez:
Birinin seni değersizleştirmesi, senin değerini düşürmez. Sadece onun değer ölçme sınırını gösterir.
Ve bazen en büyük güç, değerini kanıtlamaya çalışmayı bırakmaktır.
Çünkü gerçek değer, onu göremeyen gözlere kendini anlatmak zorunda değildir.
Afet Ergü
Yorumlar
Kalan Karakter: