Kaplumbağalar acele etmez, strese girmez. Önlerinde kimin olduğu da umurlarında değildir. Sadece yürümeye devam ederler.
Bir adım… sonra bir adım daha. Bazen sakinlikte, bazen kaosun içinde.
Ama sonunda yine kıyıya ulaşırlar. Çünkü ilerlemeyi belirleyen şey hız değildir. Sabırdır. Koşmak zorunda değilsiniz.
Sadece ilerlemeye devam edin. Yavaş ilerleme de ilerlemedir. Ve huzur, baskıdan her zaman daha uzun ömürlüdür. Ama çoğu insanın hayatında başka bir şey daha vardır.
Onları sürekli acele etmeye, başkalarıyla yarışmaya ve kendini yetersiz hissetmeye iten görünmeyen bir şey…
Buna çoğu zaman farkında olmadan taşıdığımız çekirdek inançlar neden olur. “Yavaşsam başarısızım.” “Geç kalıyorum.”
“Herkes benden ileride.” Oysa doğa böyle çalışmaz. Kaplumbağa hiçbir zaman tavşanla yarışmaya çalışmaz. Sadece kendi yolunda ilerler. Spor bekler, kişi erteler. İşler bekler, kişi erteler.
Çünkü çoğu insanın zihninde görünmeyen bir kural vardır: “Ya tam yaparım ya hiç yapmam.” Bu düşünce çoğu zaman disiplin gibi görünür. Ama gerçekte birçok insanı hareketsiz bırakan bir çekirdek inançtır. “Tam vaktim yoksa yapmayayım.” “Bugün mükemmel olmazsa yarın yaparım.”
“Bir saat spor yapamayacaksam hiç yapmayayım.” Oysa kaplumbağanın sırrı çok basittir: Bir adım da ilerlemedir.
5 dakika spor da ilerlemedir. Küçük bir iş de ilerlemedir. Yavaş bir adım da ilerlemedir. İnsan bu inançlarını fark edip değiştirdiğinde başkalarıyla yarışmayı bırakır.
Ve o zaman hayat bir yarış olmaktan çıkar… bir yolculuğa dönüşür.
Yorumlar
Kalan Karakter: