Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesi ile çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplanan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi. Komisyonun başında İstanbul’da bıçaklanarak yaşamını yitiren Atlas Çağlayan’ın ikiz kardeşi Doruk Çağlayan’ın mektubu okundu. Doruk’un mektubunun okunduğu sırada salonda duygulu anlar yaşandı.
"Atlas can verirken canımın nasıl acıdığını kelimelerle keşke ifade edebilsem ama karşılığı yok"
Yasama Uzmanı Sezen Civelek Tokgöz tarafından okunan Doruk’un mektubun’da şu ifadeler yer aldı:
"Tam 75 gün önce caminin çay bahçesindeydik, Atlas yanımıza gelmek için annemi beklemişti; sanki vedalaşmak istemişti. Biz kafede otururken yanımıza sonradan geldi, hepimiz telefonlarımızla ilgileniyorduk her zamanki gibi. Arkadaşlarımızdan biri o katille ’Ne bakıyorsun?’ diyaloğuna girdiler, kafe sahibi de ’Kavganızı dışarıda yapın’ diyerek bizi dışarıya yönlendirdi. Tam çıkarken Atlas’a seslendim, hissettim bir şey olacağını biliyor musunuz ama Atlas beni duymadı, ne olacağını tahmin bile edemedi. Biz o kadar temiz düşünüyorduk ki aklımıza böylesi korkunç bir şey gelmedi. Anlatmak istemiyorum gerçekten ama bilin ki ben orada canımı kaybettim. ’Ambulans ambulans’ diye çığlıklar atıp kendimi yerlere attım. Atlas can verirken canımın nasıl acıdığını kelimelerle keşke ifade edebilsem ama karşılığı yok. Hastanede yalvardım ’Kurtarın kardeşimi’ diye ama canice kalbinden bıçaklanmıştı. Sonra ’Atlas’ı kaybettik’ dedi doktor. Dünyam yıkıldı, hayat durdu, ben de öldüm o an."
"Babası suç aletini nehre atıyor, kanlı çamaşırları yıkanıyor"
Edirne’de vücuduna aldığı 30 bıçak darbesiyle hayatını kaybeden 15 yaşındaki Gülden Coni’nin kardeşi Nuran Alüzrek, "Kardeşimi katleden katil, cinayet yerinden üç dakika içerisinde evde oluyor, kanlı eşyalarıyla eve gidiyor, o an teyzesi ve kardeşi evdeymiş. Direkt aile suç delillerini yok ediyor, babası suç aletini nehre atıyor, kanlı çamaşırları yıkanıyor. Üç dakika sonra evde olmasına rağmen ailesi kardeşime bir ambulans çağırsaydı, bir müdahale etseydi belki kardeşim şu an yanımızda olacaktı. Hiçbir şekilde müdahale etmiyorlar ve kardeşimin cesedi tam sekiz saat boyunca okul bahçesindeki o soğuk betonda kalıyor. Üç mahkeme gördük, ikinci celsede karar verildi, katile 20 sene ceza verildi. 15 yaşa göre en üst ceza 20 seneymiş, tabii İnfaz Yasası’na gidince 12 seneye düşürülüyor. Sonrasında tabii bu üst mahkemeye gitti, üst mahkeme bunu bozdu o kadar delillere rağmen. Planlı olduğunun delilleri var elimizde, mesela cinayetten iki gün önce arkadaşına (Ben Gülden’i öldüreceğim’ diye söylüyor" dedi.
"Siz şimdi buna nasıl çocuk diyebilirsiniz?"
Komisyon, Nuran Alüzrek’in konuşmasının ardından İstanbul’da bıçaklanarak yaşamını yitiren Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü’yü dinledi. Ünlü, "Biz o gece Atlas’ı kaybettik ama bu grup aslında içeride Atlas’ı katletmek için planlar yapmışlar ifadelerde de var, kamera kayıtlarında da var. Zaten o akşam ‘Kavga çıkartalım’ diye kendi aralarında konuşmuşlar, katil bunu zaten açıkça dile getirmiş. Şimdi, ben çocuk diyemiyorum bunlara yani benim çocuğumu katleden 15 yaşında da olsa, 13 yaşında da olsa, 12 yaşında da olsa eline o bıçağı alıp sokağa çıkana, orada o planı yapana ‘Sen de çocuksun, senin de bir geleceğin olsun’ diyemiyorum, demek de istemiyorum. Benim çocuğum çocuk değil miydi? Benim çocuğum sağlıkçı olmak istiyordu, belki birçoğunuzu tedavi edecekti benim çocuğum. Şimdi, Atlas’ın telefonuna bakıyoruz, katilin telefonuna bakıyoruz; Atlas’ın telefonunda hep iyi şeyler, hep olması gerektiği, yaşının gerektirdiği şeyler, hatta yaşının gerektirdiğinden fazla iyi şeyler var. Katilin telefonuna bakıyoruz, elinde silah, tehdit, TikTok hesaplarında ‘Öyle de yaparız, böyle de yaparız’ şeklinde mesajlar var. Siz şimdi buna nasıl çocuk diyebilirsiniz" ifadelerini kullandı.
"Emniyet güçleri ellerim kelepçeli bir şekilde beni alıyorlar. Neymiş, karşı taraf benden davacıymış"
Ankara’nın Keçiören ilçesinde annesini ve kız kardeşini korumak isterken bıçaklanarak yaşamını yitiren 22 yaşındaki Hakan Çakır’ın Şahin Çakır yaşadıklarını ve duygularını anlattı. Çakır, "Bizim içimizin en çok yandığı kısım, büyük oğlum hastanede ölüm kalım savaşı verirken katil zanlılarının yaşları gereği bu SSÇ’ler emniyet güçlerinin elinden hastane kontrolünden kaçıyor gece. Bizler yoğun bakımdayız, onlar elinden kaçırıyorlar; bizim başımızda da emniyet güçleri bekliyor yaralıyken, onların başında beklemesi gerekirken onlarda hiçbir şey yok, ne ölü ne yaralı var, kimse yokken hastaneden kaçıyorlar. Ondan sonra, biz üç gün yattıktan sonra beni hastaneden alıyorlar benim ellerim kelepçeli bir şekilde. Neymiş? Karşı taraf benden davacıymış. Beni sanık olarak aldılar ellerim kelepçeli. Ben hastaneden çıkar çıkmaz. Oğlumun ölüm haberini alıyorum çıkarken, onu bile görmeden ellerim kelepçeli karakola gidiyorum, bir gün nezarette kalıyorum, o gece de nezarette kaldım. Ertesi gün savcılığa çıkıp bizi gönderdiler" dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: