Kanserle mücadelede önleme, erken tanı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın tanıtımı Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapıldı. Tanıtım toplantısında uzmanlar, kanserin yalnızca tıbbi değil toplumsal bir boyutu olduğuna dikkat çekerek, çevresel faktörler, bilinç eksikliği ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.
Türkiye’de kanserle mücadeleye bilimsel ve bütüncül katkı sağlamak amacıyla ‘Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı (TKÖAV)’ kuruldu. Kurucu başkanlığını Prof. Dr. Berrin Pehlivan’ın üstlendiği vakfın tanıtımı, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde düzenlenen toplantıyla gerçekleştirildi. Vakıf, kanserin önlenmesi, erken tanının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefliyor. Vakfın tanıtım toplantısına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Şengül Karslı, TKÖAV Kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç, BAU Mütevelli Heyeti üyesi Saygın Şenel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç ve tiyatro oyuncusu Mert Fırat katıldı.
Prof. Dr. Berrin Pehlivan: "Kanser örgütlü mücadeleden korkuyor"
"Onkoloji, hayatımın merkezine yerleşti. Bunun ilk nedeni, en çok emek verdiğim alan olması" diyen Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "İkinci nedeni ise en çok yaşadığım alan olması. Çünkü ailemde, sevdiklerimde ve çevremde kanserle ilgili yaşananlar, bu hastalığın yalnızca bir meslek olarak kalmasına izin vermedi; neredeyse hayatımın tamamı haline geldi" dedi.
Prof. Dr. Pehlivan, "Bu nedenle kansere bir radyasyon onkoloğu, bir akademisyen, bir hasta yakını ve bir insan olarak pek çok açıdan bakmak durumunda kaldım. Öğrendiklerim ise oldukça çarpıcıydı. İlki; kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. İkincisi; sadece hastayı değil, çevresini de derinden etkiliyor. Son olarak ve belki de en önemlisi kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor. Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı, bilimin ve insan hikâyelerinin kesiştiği bir noktada doğdu. Çünkü biz kanserin yalnızca bir hastalık olmadığını gördük. Bir aileyi, bir çocuğu, bir hayatı kökten değiştiren derin bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendik" diye konuştu.
Kanserle mücadelenin yalnızca tedaviyle kazanılmayacağını belirten Prof. Dr. Pehlivan, "Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Doğru bilginin doğru zamanda ve doğru şekilde verilmesi bir hayatı değiştirebilir" dedi.
Prof. Dr. Türker Kılıç: "Kanser önemli bir halk sağlığı problemi"
Her gün yaklaşık 650 kişinin kanser tanısı aldığını belirten Prof. Dr. Türker Kılıç ise şunları söyledi:
"350 kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl her 100 bin kişiden yaklaşık 220’sine kanser tanısı konuluyor. Bu yönüyle kanser, önemli bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Kanser yalnızca tanı alan kişiyi değil, çevresini de etkileyen bir hastalık. Bu nedenle ben de bir beyin cerrahı olarak kanserle mücadele eden grubun içindeyim. Akademi tarafında uzun yıllardır edindiğim deneyimle şunu söyleyebilirim: Her akademisyenin kendi alanında gelişmenin yanı sıra bir enstitü kurma hedefi olmalı ve bu yapıyı bir vakıf aracılığıyla desteklemelidir. Bu düşünceyi her platformda dile getirdim. Berrin Hocamız da bu çağrıya kulak vererek bu vakfın kurulmasına öncülük etti."
Dr. Özlem Koç: "Mücadele yalnızca tıbbi değil, toplumsal"
Dr. Özlem Koç, "Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın ilk resmi etkinliğinde yer almaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bu vakfın bilimi ve insan hayatını odağına alan güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu düşünüyorum. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir konu olmadığını, aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturma süreci olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu.
"Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve farkındalık son derece önemli" diyen Koç, sözlerini "Ancak bunun yanında toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gerekiyor. Eğitim, toplumu geliştiren en büyük güçtür ve biz de bu bilinçle hareket ediyoruz" şeklinde sonlandırdı.
Prof. Dr. Esra Hatipoğlu: "Önleme vurgusu daha da güçlenmeli"
Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da, "Bugün önemli bir vakfın açılışına tanıklık ediyoruz. Özellikle ‘önleme’ kavramının altının daha güçlü çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde bu hastalıkla ilgili çok daha fazla örnekle karşılaşıyoruz. Kanserle mücadele eden bireyler ve yakınları çoğu zaman tıbbi destekten çok, sosyal yaşamlarını sürdürebilmek ve kendilerini iyi hissedebilmek adına destek arıyor. Bu nedenle erken tanının yanı sıra önleme konusunun da daha fazla vurgulanması gerekiyor. Bu mücadelenin ancak bütüncül bir yaklaşımla ve toplumsal iş birliğiyle yürütülebileceğine inanıyorum" dedi.
Mert Fırat: "Farkındalık ve önleme hayati önem taşıyor"
Kanserle ilgili Türkiye’de atılan her adımın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Mert Fırat, "Her gün yaklaşık 350 kişiyi bu hastalık nedeniyle kaybettiğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Çevresel faktörlerden beslenmeye kadar pek çok unsur kanser riskini artırıyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmak, araştırma yapmak ve önleyici adımlar atmak büyük önem taşıyor" dedi.
Fırat sözlerini şöyle sonlandırdı:
"Türkiye’nin bu alanda önemli bir birikimi var. Bu vakfın önlenebilir vakaların azaltılması ve mevcut vakaların daha etkili yöntemlerle ele alınması konusunda önemli çalışmalara öncülük edeceğine inanıyorum."
Yorumlar
Kalan Karakter: